“Biz” Olmak | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

“Biz” Olmak | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

24 Kasım 2017 Cuma
“Biz” Olmak

“Fark etmeyi bekleyip fark etmeyenlerden değildi Engin Cebeci… Otomobiliyle hızla giderken su birikintisini son anda fark etti. Ne var ki kaldırımda yürüyen yayaların üzerine su sıçratmıştı bi kere. O kadar hızlı gidiyordu ki, özür dilemek için geriye döndüğünde ıslattığı yayaları bulamamış, sonunda üzüntüsünden yerel bir gazeteye ilan vermek zorunda hissetmişti kendini.

Ordu’da kaportacılık yapan 53 yaşındaki Engin Cebeci’nin 15 milyon lira ödeyerek gazeteye verdiği ilan şöyleydi: 27-05-2004 Perşembe günü, saat 09.45 sıralarında 2. Sanayi Sitesi girişinde Park Büfe’nin önünden 52 FR 826 plakalı aracımla geçerken farkında olmadan yaya yürüyen iki şahsın üzerine su sıçratmıştım. Bu şahıslardan özür diliyorum”(Ural, 2015,s.88).

Engin Cebeci’nin hala özenle koruduğu fakat çoğumuzun çoktan yitirdiği şey neyse bizi hissizleştiren, duyarsızlaştıran da o’ydu. Gazetelerde gördüğümüz üçüncü sayfa haberleri eskisi kadar dikkatimizi çekmiyor artık; zihnimize, kalbimize dokunmadan sayfayı çeviriveriyoruz ya da illaki birinin ölüm haberini vermesi gerekiyor, ifadesiz gözlerle de olsa bakmamız için.

İsrailin, Mescid-i Aksa’yı kapatması haberini duyunca içimize tarifsiz bir hüzün çöktü mü? Yoksa bu durum bizi Fatih Terim’in istifası kadar şaşırtmadı mı?.Hani Bodrum’da kıyıya vuran Suriyeli Aylan bebek vardı, hepimizin yüzüne tokat gibi vuran.Ne çabuk unutuyoruz değil mi...Sonrasında  Aylan Bebekle aynı kanı taşıyan insanlarla ekmeğimizi paylaşmak yerine, ekmeğimizi elimizden almalarından korktuk.Öyle bir korktuk ki “geldikleri yere geri dönsünler” diyecek kadar, onları yeniden bir kıyametin ortasına itecek kadar korktuk.

Oysaki bizim atalarımızdan miras, gururla taşıdığımız, asaletimize yoldaş, merhametimiz vardı. Osmanlıda, kuşların kışın soğuktan korunması için kuş evleri inşa edilirdi mesela, şimdi ise savaştan kaçıp biçare ülkemize sığınan kıyametzedeleri hor görecek kadar onur yoksunu olduk. Bize ne oldu da içimizden çıkan birkaç zihniyetsizin ektiği nifak tohumlarına cansuyu verir olduk. Birkaç diyorum azlığına şükür ettiğimiz ve bitmesini dilediğimiz varlıklar çünkü.

Sahi, biz ne zaman karşımızdaki insanın karakterinin değil de kostümünün yada koltuğunun önünde saygıyla eğilir olduk. Statüye olan bitmek bilmez hayranlığımız, kendi insanlığının katili çocuklar yetiştirmemize neden oldu. Bir gün o  kalıplaşmış yargılarımızdan, gereksiz hayranlıklarımızdan, korkularımızdan, şuursuzca atılan şuh kahkahalardan sıyrılıp, “Ben” demek yerine, “Biz” diyebilmek dileğiyle…

Saliha ACAR

Düzenleme : 30 Ağustos 2017 04:18 Okunma : 8682