Bu Mektubu Cennetten Yazdım | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

Bu Mektubu Cennetten Yazdım | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

28 Mayıs 2017 Pazar
Bu Mektubu Cennetten Yazdım

Şehit Bebeğin Mektubu Bu Mektubu Cennetten Yazdım Size...

Ben Şehit Bebek… Hatırladınız mı beni ? Kendimi size eğer unuttunuzsa biraz hatırlatayım. Çünkü aradan çok uzun yıllar geçmesine rağmen, ben hiçbir şeyi unutmadım ve unutturmayacağım. Benim nerede doğduğum hiç önemli değil…

Ha Aydın’ın bereketli ovalarında, ha Çukurova’nın bir zamanlar bire bin veren topraklarında veya Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinin bir köyünde, Şemdinli, Yüksekova, Tunceli’de doğmuşum ne fark eder? Ben Misak-ı Milli sınırları ile çizilen Türk vatanında doğmuşum. Babam Hüseyin Şıh Mahmut‘un toprağında ırgat olarak çalışır, getirdiği az bir azıkla anam evde tencere kaynatırmış. Adım mı? Adım yok benim… Kundakta bebeymişim..

Ben bu toprakların, Anadolu’nun çocuğuyum. Bir gün köyümüze yüzü peçeli adamlar gelmiş. Kucaklarında kocaman silahlar varmış. “Keleş”miş bu silahların adı. Köylüyü toplamışlar meydana, sağlık ocağını, okulu, harmanları yakmış, ebeyi, öğretmeni öldürmüşler.. Hayvanlarımızı telef etmişler… Kızlarımızı, oğullarımızı hatta babamı bile sürüye, süreye dağa götürmüşler. Bizi aç, susuz, eğitimsiz, sağlıksız bırakıp, karanlığa, yoksulluğa mahkûm etmişler.

Aradan günler, haftalar geçmiş aynı adamlar bir daha gelmişler köyümüze… Daha kalabalık ve daha silahlı… Üstelik daha da acımasız. Yiyecek, para istemişler köylüden… Köylü “yok” demiş, “Biz de açız, yoksuluz. Siz elimizdekileri hep aldınız. Bir canımız kaldı.” “Bir canımız kaldı.”

Karanlık bakışlı ve yüzü örtülü adam, yanındakilere anlamadığım bir dille bir şeyler söylemiş ve silahlar ateş kusmaya başlamış. Anam beni başörtüsünün altına saklamış, kardeşlerimin üzerine kapanmış. Kendi canını pazara atmış, bebelerini korumaya çalışmış. Sonra bir adam yanaşmış yanımıza. Eli silahlı, hain bakışlı. Hiddetli bir sesle bağırmaya başlamış.

Anam tanımış o adamı. “Emmioğlu” demiş, “Emmioğlu Hasso, kıyma bize” demiş. Adam duraklamamış bile, “biji ... , biji ... ” diye bağırmış, önce anamı, sonrada kardeşlerimi öldürmüş bizim emmioğlu. Ben ona bebek saflığıyla bir gülücük göndermişim, o ise kalbime bir kurşun... Canımızı, yaşam hakkımızı da almışlar elimizden.. İşte benim hikayem bu. Hatırladınız mı? Gazetelerde boy, boy resimlerim çıkmış. Adımı ” Şehit Bebek” koymuşlar.

Ben AİHM’e sizin aracılığınızla iki dilekçe yazdım. Bölücü başının hakları için bu mahkemeye başvuranlar oldu. Ben onlardan tüm anayasaların teminatı altında olan yaşam hakkımı geri istedim. Eğitim, sağlık ve insanca yaşama hakkımı bana geri verin dedim, cevap vermediler, veremediler bana. Benim size anlattıklarımın dışında o günlerden hatırladığım sadece iki şey, iki koku var... Anamın helal süt kokusu ve kan… Kan kokusu, kan…

BÜYÜK TÜRK MİLLETİ !…

Bu mektubu size, cennetten yazıyorum. Belki siz benim sesime kulak verirsiniz Tüm şehitler bir aradayız. Roketlerin komutanı Alim Yarbay bir adım ötemizde. Daha geçen hafta Beşiktaş’ta hain ellerce şehitlik şerbetini içen Polis ağabeylerimle burada birlikte oyun oynuyoruz... Sarı Paşa’mız Gazi Paşa bizi ve vatanımızı yüksekçe bir tepeden gözlemekte. Gözleri çakmak, çakmak… Ben cennetten bebek aklımla ülkeme oynanan oyunları görmekteyim. İmralı’daki benim de katilim olan, yine ölüm kusmaktadır Kandil’deki teröristlerin uzantısı sözde seçilmiş vekillere emir vermekte ve gündemi tayin etmektedir. Türk Milleti bu değil...

EY BÜYÜK TÜRK MİLLETİ!

Size sesleniyorum. Titreyin, silkelenin, uyanın ve kendinize gelin artık. Şehitlerinize, bize ve ülkemize sahip çıkın. Vazgeçin bu aldanıştan, bir olun, birlik olun, diri olun, ayrışmayın, farklılaşmayın. Gün ayrışma günü değil, gün yekvücut olup zalimin karşısında elif gibi dimdik durma günüdür... Bir kez daha damarlarınızdaki asil kanın ve kalplerinizdeki imanın farkına varıp dünyanın devlerine ve onların işbirlikçi uşaklarına diz çöktürün. Memleketimize ve şehitlerimize sahip çıkın. Ben “Şehit Bebek”. Bu mektubu cennetten yazdım size...

Düzenleme : 18 Aralık 2016 01:55 Okunma : 7856