DİYARBAKIR AĞLIYOR | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

DİYARBAKIR AĞLIYOR | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

18 Ocak 2017 Çarşamba
DİYARBAKIR AĞLIYOR

DİKKAT! BU POLİTİK BİR YAZI DEĞİLDİR

Geçen yıl bu zamanlardı, Mezopotamya topraklarına adım atmıştım. Işid Kobani’ye saldırıyordu. Biz İstanbul’dan haberleri izliyorduk sadece, Diyarbakır’da tanıştığım birkaç insan ise Işid’e karşı savaşmaktan söz ediyordu. Diyarbakır’daki ikinci günüm de Kobani Işidden kurtuldu. Diyarbakır bayram alanı gibi oldu, gördüğüm herkes halay çekiyordu. Havai fişekler rengârenkti.

Annem her gün arıyordu. Tedirgindi. Ama oradaki insanlar beni şaşırtacak derecede iyiydi. Diyarbakır ‘da cadde üzerinde tatlıcı dükkânları var, bir tane ben alıyorsam adam ‘ sen misafirsin belli ki bu da bizden ‘ diyerek içimi ısıtıyordu.

Kafamda fötr şapka vardı. İnsanlar nereden geldiğimi merak edip konuşmaya başlıyorlardı. Şapkamı çok sevmişlerdi, bize bırak git diyen insanlar oldu :) Diyarbakır –Batman – Mardin – Şanlıurfa yolculuklarımda dolmuşta en öne oturma ısrarımı yadırgıyordu hepsi ama iki kişilik ön koltuğa sadece beni oturtacak kadar saygı duyuyorlardı.

‘Diyarbakır Surları Çin Seddi’nden Sonra Uzaydan Görünen İkinci Tarihi Yapı ‘ başlıklı bir haber okumuştum zamanın birinde. Ve şimdi surların tepesine çıkmak için atmam gereken iki adım kalmıştı, iki adım sonra surlar üzerinde yürüyen kız bendim. Nasıl güzel bir duygu. Kış güneşi soğuk havayı yumuşattıkça attığım adım daha keyifli oluyordu.

Tarihi Dört Ayaklı Minare; 500 yıllık, daracık Sur sokaklarının birinde tam ortada kalmış, tarihte eşi benzeri olmayan, dört ayak üzerindeki tek minare. 28 Kasım Tahir Elçi’nin öldürülmesinden sonra ekranlarda gördüğümüz minare..

Sülüklü Han; çok güzel bir yer. Tarihi yapının içinde olabildiğince samimi mekân, Süryani şarabını içmemi öneren orada çalışan arkadaşa bir kez daha selam olsun. :) Sülüklü Han’ ın hesap kâğıdı hala kitap ayracımdır benim, kâğıdın arkasında Cemal SÜREYA abimizden şu dizeler yer alır;

İki çay söylemiştik orada, biri açık,

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Ahmed ARİF Edebiyat Müzesi; Diyarbakırlı Şair Ahmed ARİF’e ait eşyalar, sayfalar dolusu şiirler, mektuplar sergileniyor. Hemen o gün Leylim Leylim kitabını alıp okudum, bir adam nasıl bütün hücreleriyle sever tanık oldum, Ahmet ARİF ‘in memleketi AMED ‘de…

Tarihi Hasan Paşa Hanı; atmosfer tek kelimeyle muhteşemdi, şehir içinde gezerken bütün dinlenme ihtiyaçlarımda kendimi burada buldum. Kahvaltısının tadı hala damağımda.

Diyarbakır Ulu Cami; avlusu kocaman. Camiden adım attığın an ferah bir alana kavuşuyorsun. Cami duvarlarındaki işlemeler inanılmaz. Ben ziyaret ettiğimde caminin bir kısmı tadilatta olduğu için bir kargaşa mevcut olsa da o mistik huzuru kokladım.

Tarihi On Gözlü Köprü; oraya ulaştığımda akşam olmuştu ama Dicle Nehri üzerindeki görkemli yapıyı adımlamadan burayı terk edemezdim. Dicle Nehri Allah ‘a giden yol olarak anılıp kutsallaştırılmış buradaki insanlar tarafından.

Hasretle, en güzel hislerimle yazdım bu yazıyı. Bir an önce memleketin kanayan yaraları dursun, ağlayan yerleri gülsün umuduyla…

Düzenleme : 22 Aralık 2015 18:08 Okunma : 9758