Derdimi seveyim | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

Derdimi seveyim | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

18 Ocak 2017 Çarşamba
Derdimi seveyim

Şikâyet ettiğiniz şeylerden vazgeçin bence. Tanrı sizi seviyorsa, o şikâyet ettiğiniz-beğenmediğiniz şeyleri elinizden alıverir -Kulum üzülmesin- diye. Melesa yaşlı babanızı, annenizi ya da yaramazlık yapan evlatlarınızı, sık sık arızalanan arabanızı, işler zayıf diye şikâyet ettiğiniz işinizi, küçük diye beğenmediğiniz evinizi, maç izliyor diye kızdığınız kocalarınızı, dır dır ediyor dediğiniz karılarınızı, kusurlu bulduğunuz arkadaşlarınızı, rengini beğenmediğiniz gözlerinizi, kısa dediğiniz bacaklarınızı, tombul dediğiniz ellerinizi... Şikâyet ettiğimiz beğenmediğimiz ne varsa elimizden gidiverir bir gün.

Sonra dövünürüz; babamın gölgesi yeterdi keşke başımızda olsaydı, anamın kokusunu özledim, başımızı sokacak bir evimiz olsa da var küçük olsa, ayağımızı yerden kesecek bir arabamız olsa, keşke evladım yanımda olsaydı da var canımı sıksaydı, evimin direği olsaydı...

Şükür ki derdim var

Derdimi seviyorum çünkü onlarla varım. Keşke tüm dertlerimiz anamız, babamız, evlatlarımız, tüm sevdiklerimiz, işimiz gücümüzle olsun. Allah dert verip derman aratmasın.

Dermân arardım derdime derdim bana dermân imiş,

Bürhân sorardım aslıma aslım bana bürhân imiş.

 

Sağ u solum gözler idim dost yüzünü görsem deyü,

Ben taşrada arar idim ol cân içinde cân imiş.

 

Öyle sanırdım ayriyem dost gayrıdır ben gayriyem,

Benden görüp işiteni bildim ki ol cânân imiş.

 

Savm u sâlât u hac ile sanma biter zâhid işin,

İnsân‐ı Kâmil olmaya lâzım olan irfân imiş

 

Kande gelir yolun senin ya kande varır menzilin,

Nerden gelip gittiğini anlamayan hayvân imiş.

 

Mürşid gerektir bildire Hakk’ı sana Hakk’al‐yakîn,

Mürşidi olmayanların bildikleri gümân imiş.

 

Her mürşide dil verme kim yolun sarpa uğratır,

Mürşidi Kâmil olanın gâyet yolu âsân imiş

 

Anla hemen bir söz durur yokuş değildir düz durur,

Âlem kamû bir yüz dürür gören anı hayrân imiş.

 

İşit Niyâzî’nin sözün bir nesne örtmez Hakk yüzün,

Hakk’dan ayân bir nesne yok gözsüzlere pinhân imiş

 

Niyazi-i Mısri

 

TANRI'YA İTİRAZ OLMAZ
Yazının başında "Tanrı" kelimesini özellikle kullandım. Mevzunun özü yerine oraya takılacaklara şimdiden hemen cevap vereyim; Tanrı kelimesi Arapça "İlah" kelimesinin Türkçe karşılığıdır. Cumhuriyet döneminde din düşmanlarının özellikle "Allah" lafzı yerine kullanmış olmalarından mütevellit ve yabancı filmlerde Hristiyanların dillerinden Türkçe tercümelerinde kullanıldığı için antipati duyulan bu kelime bizim öz varlıklarımızdandır. Nasıl ki; "Çalap"" "Mevla", "Hüda" "Yaradan" gibi Arapça olamayan kelimelere itiraz etmiyorsak "Tanrı" kelimesine de itirazımız olmamalı. Öte yandan kendi kelimemize biz sahip çıkmazsak din düşmanları sahip çıkar. Bu kelimeye ve daha bir çok şeye anlamsızca takılan İslamcılar boş işlerle uğraşırken Bayrağımıza Kemalistler, vatanımıza milliyetçiler, türkülerimize solcular sahip çıktı. Allah kendi değerlerine sahip çıkanlardan razı olsun. Yunus Emre "Allah" lafzı yerine "Tanrı" ve "Çalap" kelimelerini çokça kullanmıştır. Yunus'dan daha Müslüman olan buna da itiraz etsin.

Çalap nurdan yaratmış canını Muhmmedin

Aleme rahmet saçmış adını Muhammedin

 

Dostum demiş yaratmış hem onun kaydın yemiş

Ümmetten yana komuş yönünü Muhammedin

 

Muhammed bir denizdir alemi tutup durur

Yetmiş bindir peygamber gölünde Muhammedin

 

Dünya malın tutmamış hiç emanet artmamış

Terzi biçip dikmemiş donunu Muhammedin

 

Tanrı arslanı Ali sağında Muhammedin

Hasan ile Hüseyin solunda Muhammedin

 

Yılda yetmiş bin hacı her biri niyet eder

Varır ziyaret eder nurunu Muhammedin

 

Yunus Emrem aşıkdır eksiklidir miskindir

Her kim yemez mahrumudur honını Muhammedin

 

Yunus Emre

Okunma : 2662