Engelsiz Çocuğa Sahip Engelli Ailelerin Toplumla İmtihanı | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

Engelsiz Çocuğa Sahip Engelli Ailelerin Toplumla İmtihanı | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

24 Kasım 2017 Cuma
Engelsiz Çocuğa Sahip Engelli Ailelerin Toplumla İmtihanı

Ülkemizde engellilerin evliliklerinde gerek ailesel gerekse çevresel bir takım güçlükler yaşanmaktadır. Engelli bireyin kendisi gibi engelli biriyle mi yoksa; engelli bir birey mutlaka engeli olmayan bir insanla evlenmelimidir soruları toplumlarda sık sık tartışma konusu haline getirilmektedir.

Biz de gelecek yazılarımızda bu konuları geniş bir şekilde işleyeceğiz. Ben yazıma sondan başlamak istedim yani engelli kardeşlerimiz evlilik yapıyor, engelsiz bir çocukları dünyaya geliyor. Tabii çocuk dünyaya gelmeden önce toplum tarafından; engellisiniz, bu çocuğu nasıl büyüteceksiniz, sizin için çok zor olur cümleleriyle sizi tanımayan insanlar tarafından ön yargılarla muhatap oluyorsunuz.

Biz engelli bireyler arasında bile çocuk yetiştirmek konusunda farklı görüşler ortaya çıkabiliyor. Konu hakkında internet sitelerinde ve sosyal medyada yaptığım araştırmalara göre, bu farklı görüşlere rast gelince bir engelli çift olarak kendi yaşadıklarımızı örnekler üzerinden vermek isterim. Eşim ve ben ikimizde görme engelliyiz.

Bu ayın içinde evliliğimiz yedinci yılımıza girecek. Şu anda dört yaşında bir de kızımız var. Evlilik sürecimizde, aileler ve çevre tarafından "İkinizde görme engellisiniz, hayatınızda bir takım güçlükler olacak, bunu nasıl aşacaksınız?" sorularıyla karşı karşıya geldik. Ancak ben ve eşimin kendimizi bağımsız hareket noktasında iyi yetiştirmiş olmamızdan dolayı hiçbir sorunla karşı karşıya kalmadık. Çocuğumuz dünyaya geldiğinde, Ankara ilinde memur olarak çalışmaktaydım. Belli bir dönem bu ilde hayatımızı sürdürdük.

Ancak büyükşehirlerde komşuluk ve sosyal ilişkiler küçük şehirlere göre daha zayıf. Acil bir işiniz olduğunda, eşinizle birlikte bebeğinizi götüremeyeceğiniz bir yere gitmek zorunda kaldığınızda, çocuğunuzu emanet edecek kimseyi bulamıyorsunuz. İster engelli olsun, ister olmasın, mutlaka bir yakına ihtiyaç duyabildiğiniz anlar oluyor.

Biz de çocuğumuzun sosyal yetişmesi için eşimin memleketi nde göreve başladık. Bebeğimizin dünyaya geldiği ilk aylarından itibaren, eşim ve ben bebeğimizin banyosunu kendimiz yaptırmaya başladık. Yeni doğan bir bebeğin bireysel ihtiyaçlarını karşılamada hiçbir zorluk yaşamadık. Hatta çocuğumuzun tırnakları çıktığında, tırnağını ilk kesen de eşim olmuştu. Yine bağımsız hareketimiz sayesinde, beyaz bastonumuzla birlikte şehir içinde öğrendiğimiz her yere rahatlıkla gidebiliyorduk. Gezmeyi çok seven bir aileydik bebeğimiz dünyaya gelince eşim için artık bu gezmeler biraz sona erdi. Buna da bir çözüm bulabilir miyiz diye düşündük. İki taraftan çektiğimizde yönlendirilebilecek bebek arabası aldık.

Kendimiz arabanın önüne geçerek, elimize yine bastonlarımızı alıp, baston ve bebek arabası ile birlikte, trafiği az olan sokaklarda gezmeye başladık. Çocuğumuz artık yürümeye başladığında, ikimiz de onun ellerinden tutarak, daha rahat dolaşmaya başladık.

Görme engelli bir aile için çocuk konuşmaya başladığında diğer engelsiz ailelerde de olduğu gibi iletişim daha kolay ve rahat hale geliyor. Fakat toplumun ön yargıları yine devreye giriyor. Çocuğumuzla yürüdüğümüz zamanlarda birileri karşımıza geçip çocuğumuza dönerek  "Büyüyünce annenin ve babanın eli kolu olacaksın, onlara yardım edeceksin, çok az kaldı."diyerek kendi fikirlerini sorulmadan ifade edebiliyorlar. Ya da karşıdan karşıya geçtiğimizde, önümüzde bir direk olduğunda, çarpacağımızı sanıp yardıma gelen insanlar, dört yaşındaki bir çocuğa "Neden annene babana yardım etmiyorsun!" serzenişleri ile çocuğa sitemlerini belirtiyorlar. Ya da çocuğa güzel bir söz söylemek için yanına gelip; ne güzel anne ve babanın elinden tutmuş onları gezdiriyorsun diye cümleler kullanıyorlar. Engelsiz ailelerin çocukları ailelerinin sigortası olmadığı gibi, engelli ailelerde de bu durum aynıdır. Bazı engelli ailelerin bağımsız hareketi zayıftır, çocuklarından yardım isterler, bir şeyleri yapamadıkları zaman çocuklarından beklerler.

Çocuk ise erken sorumluluk yüklendiği için üzerinde büyük bir baskı yaşar. Ya da karşısında hiçbir şekilde bağımsız olmayan, kendine yetememiş bir aile görünce, çocuk ailesini saymamaya başlayıp, bazı farklı tavırlar içine girebilir. Çocuğumuzun üzerinde kurmak istediğimiz güzel ve mükemmel aile modeli, çevrenin bu tür yorumlarıyla altüst edilmeye çalışılmaktadır.

Bilmeyerek veya istemeyerek kullanılan yanlış kelimeler, çocuğun beyninde bir takım soruların oluşmasına neden olmaktadır. Hiç kimse dört yaşındaki bir çocuğa güvenip sokağa çıkmaz ve ondan bir şey beklemez. Biz engellilerde de durum böyledir.

Farklı engel gruplarının çocuk yetiştirmede kullandığı, engelsiz bireylerin bilmediği farklı yöntemler vardır. Örneğin bir işitme engelli arkadaştan duymuştum; işitme engelli çift çocukları ağladığı zaman farkında olabilmek için çocuğuyla kendi eli arasına bir ip bağlıyor, çocuk kıpırdayınca kendisi de uyanıyor.

Biz de önce Rabbim'in yardımı, sonrada kullandığımız yöntemlerle farklı işleri tıpkı siz engelsiz bireyler gibi yapabiliyoruz. Şu anda çocuğumuzu parka götürmek gibi, çeşitli sosyal faaliyetlerden de geri bırakmıyoruz. Engelsizlerin yaptığı her işi biz de yapabiliyoruz. Diğer yazılarımızda kaldığımız yerden konumuza devam edeceğiz.

Selman DEVECİOĞLU

Düzenleme : 11 Eylül 2017 04:23 Okunma : 2635