Mezar

Beyaz laleler, sarı çiçekler açmış mezarımın üstünde… Ruhum öylesine dingin öylesine huzurlu upuzun serilmiş koyu bir söğüt gölgesinde. Her şey hayal gibi her şey rüya gibi. Kısa bir dünya serüveni yaşadım oyun oynaş içinde. Bir bakmışsın ahu gözlü bir ceylanım yeşillikler içinde. Bir de bakmışsın yaşlı bir bedenim ahu figan içinde. Belki bir zamanlar da içli türkü gibi yankılanmıştım sevgilinin dilinde.

Hani o son kez veda edişim vardı tüm sevdiklerime. Geride bıraktığım gözü yaşlı boynu bükük yavrularımdı en çok unutamadıklarım. Bir sis dağı gibi kalakalmışlardı ben hızla uzaklaşırken hayattan.

En çok o gün yanmıştı yüreğim. Gerçek veda neymiş bilmiştim. Artık bir kez daha ışıklı bahar sabahlarına uyanmayacaktım ve duymayacaktım bir daha sevdiklerimin sesini, kimler kaç gün tutar bilemeden üç günlük geçici matemimi…

Neydi ölüm? Bıçak yarası gibi keskin bir acı kalbinde, bir buz denizinde yüzer gibi. Geçmişimden büsbütün sıyrılmak, bırakıp uçmak sonsuzluğa….

Çocukluğum geliyordu gözümün önüne... Saçı başı dağınık kumlu bir yolda, annesinin peşinden koşarken ne kadar da sevimli. Kocaman gözleri bir o kadar masum uzatsam da ellerimi okşayamıyorum saçlarını. Genç bir kız görünüyor taptaze al al yanaklı. Deli atıyor yüreği, sevdalı gözleri… Gitme! Nereye? diye bağırıyorum…. İşitmiyor bile beni. Orta yaşlarda durulmuş bir kadın. Kederleri var belli… Üzülmene değmez hepsi geçecek diyecekken, birden kayboluverdi. Ve yaşlı bedenimi görüyorum dertlerin güçsüz bıraktığı… Ölüme yakın ölümle sözleşmiş gibi çökkün gözleri...

Ve ne zaman nerede denilen vakit geldi. Sonradan anladım, o gün bana gelen yabancının Azrail olduğunu. Bir kazada can verip yıkanıp kefenlendiğimi. Bir zaman geçmiştir herhalde, mezarımın üzerini otlar kaplamışsa, büyümüşse bu uzun selvi…

Günahlarımı da sevaplarımı da tüm çıplaklığı ile gördüğün kocaman bir aynaymış meğer mezar hayatı. Korkuyorum bu aynaya bakmaktan, gözlerimi açmaktan. Kendimi tarafsızca izlemekten… Oysa daha kendime çeki düzen verememişken ve durmam gereken yerden çok uzaklardayken. Anladım! Şimdi ben olma, sadece beni konuşma vakti! Kimim neyim bilme zamanı…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yasemin ÇELOĞLU - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ereğli Haberleri Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ereğli Haberleri hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Ereğli Haberleri editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ereğli Haberleri değil haberi geçen ajanstır.

02

Yusuf Şen - Ölmeden olum anlatılırdı? Ancak bu kadar güzel anlatılır.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 17 Ocak 00:07