Kısır tartışmalar ve Türk Futbolu

Yazıma başlamadan önce Geçmiş Bayramınızı kutlarım.

TV’de, Gazetelerde, Sosyal medyada spor programlarını takip ediyorum. Yine Kulüplerin yanlış transferleri yaş 35-36 yaşlarında ismi geçen yabancı Futbolcular adı geçiyor. Artık Alt yapımıza ne zaman güveneceğiz yazım buradan kaynaklandı.

Kısır ve sonuç getirmeyen tartışmalar neredeyse futbolumuzun odak noktasını oluşturuyor. Bu tartışmaların başında da bir türlü gündemden düşmeyen "yabancı oyuncu sayısı"nın serbest bırakılması konusu geliyor.

Bir yandan yabancı oyuncu sayısının serbest bırakılması tartışılırken; diğer yandan bu uygulamanın Türk futboluna olumsuz etkilerinin olabileceğinin de altı çiziliyor. Gerçekten de son zamanlarda görüyoruz ki, hemen hemen tüm takımlarımızda bol miktarda yabancı oyuncu var ve bunların birçoğu da yedekte bekliyor.  Yani takımlarımızda "bir yabancı oyuncu hovardalığıdır" sürüp gidiyor.

Yapılan onlarca transfer, harcanan milyon dolarlar ve bir türlü gelmeyen sportif performans... İşin daha da kötüsü, yerli oyuncularımızdan kalite açısından çok da farkı olmayan bu oyunculara gösterilen sabır ve tahammülün yerli ve genç oyucularımıza gösterilmemesi. Tüm olumsuzluk ve yetersizliklerine karşın milli takımımızın en kilit mevkilerinde oynayabilecek oyuncularımızın kendi takımlarında yer bulamamaları nedeniyle, bu önemli mevkilere oyuncu bulmakta güçlük çekmemiz sonuçta Aurello gibi Türk statüsüne zorlama çözümlere yönelmek zorunda kalmamız...

Bu koşullar altında gereksinim duyduğumuz mevkilere oyuncu bulmakta zorlanıyoruz. Özellikli oyuncularımızın kendilerine ilk on birde yer bulamamaları ise sorunun giderek kronikleşmesine yol açıyor. Oysa 2000 yılında Galatasaray UEFA Kupası'nı ve Süper Kupayı kazanırken; bir yıl sonra Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıkıp, çeyrek final oynarken; 2002’de de milli takımımız Dünya üçüncüsü olurken bu sorun bu kadar yakıcı değildi. Yabancı oyuncu yine vardı. Ancak mevcut oyuncular gerçekten Türk futboluna ilave katma değer sağlayan türden oyunculardı ve bu dönemde pırıl pırıl yeni kuşak oyuncular da yavaş yavaş geliyordu. Çoğu altyapıdan gelen bu ışıltılı kuşakla 2003 Yılında Konfederasyon Kupası'nı oynadık ve herkesi kendimize hayran bıraktık. Pandemi liginde Ben Pandemi Ligi diyorum bu lige kulüplerde o kadar genç yetenekli futbolcular izledik ki ama elimizin altındaki cevherleri görmemek için çok büyük çaba sarf ediyoruz.

Ancak görünen o ki, bugün kulüplerimizin çoğunun kadrosunu kalitesiz, yeteneksiz ve sıradan yabancı futbolcular oluşturuyor. Bu oyuncular Türk futbolcusunun bir yerde önünü kesiyor. Bu durum çoğu altyapıdan yetişen futbolcumuzun kadroda yer almasına bir şekilde engel oluşturuyor. Bu da çoğu yeteneğin fırsat bulmadan yok olup gitmesine yol açıyor. Burada genel olarak ön plana çıkan temel sorun, teknik adamların uzun vadeli düşünmelerinden daha çok kısa vadeli amaç ve planlar doğrultusunda hareket ederek, genç futbolculara çok fazla yer vermemesi… Amaç şampiyonluk olunca, hiçbir teknik adam orta ve uzun vadeli planlama içine girmiyor, kısa süreli planlar ve palyatif çözümlerle hareket ediyor.

ALTYAPIDA SORUNLAR VAR

Futbolumuzun fidanlığı sayılabilecek altyapıların bugün arzu edilen düzeyden uzakta olmaları, onların A takıma oyuncu yetiştirme verimlerini aşağıya çekiyor. Altyapı Avrupa'da özellikle futbolun olmazsa olmazlarından birisi. Avrupa'nın üst düzeydeki kulüplerinin sadece kendi ülkelerinde değil, aynı zamanda değişik kıtalarda da altyapı yatırımları bulunuyor ve altyapıya ayırdıkları bütçeler önemli büyüklüklere ulaşıyor.

Altyapıya verilen önemim üstyapıya verilen önemin altında kalması, takımlara yeni ve yetenekli, kaliteli oyuncu transferini önlüyor.

Altyapıya verilecek önem, en az A takıma verilen önem seviyesine çıktığında bu yapılara gerçek anlamda değer vermiş oluruz. Bu noktada yönetimlerin olaya yaklaşım tarzları çok önemli hale geliyor.  Bugün Türkiye’nin her liginde alt yapıya verilen önem konusunda sorunlar var.

Aslında bugün ligimizin futbol kalitesini etkileyen çok önemli sorunlar var. Gelir dağılımındaki dengesizlik, Türk futbolunu sportif ve mali anlamda olumsuz etkiliyor. Bu kapsamda tartışılan yabancı oyuncu sayısı bile sorunun özünden uzaktır.  Her ne kadar yabancıya bakış açımızı yukarıda ortaya koymuşsak da aslında sorun yabancıda değil. Kulüplerimizin altyapıya bakış tarzı ve yönetim anlayışlarında yatıyor. Çoğu altyapıda antrenman sahasının bile bulunmayışı; burada görev yapan teknik adamlara asgari ücretten ödemelerin yapılması; uzun vadeli stratejik planların bulunmayışı, bütçeden yeterli payların kulüplerimizce ayrılmaması gibi olumsuzluklar ilk akla gelenlerden birkaçı. Kulüplerin tek çıkar yolu alt yapıya önem vermeleridir Üretmezsen Dışa bağımlı olursun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bülent Kılınç - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ereğli Haberleri Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ereğli Haberleri hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Ereğli Haberleri editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ereğli Haberleri değil haberi geçen ajanstır.



Anket Ereğli Belediyesi’nin Akhüyük, Acıkuyu ve Yeniköy’de Termal Su arayışlarını ve harcanan paraları doğru buluyor musunuz?