Reklamı Kapat

Kafkas Kartalı Mücahit Şeyh Şamil

İlkokulda okul müdürleri derslere girerdi, bizim de bir Yunus hocamız vardı. Sohbetler eder, Müdür Bey derse girince mini bir heyecana kapılırdık. Tiyatro kasetleri dinlemek en sevdiğimiz meşgalelerdendi.

Yunus hoca da bizlere Şeyh Şamil adlı bir tiyatro kaseti dinlettirmişti. İlk o zaman duymuştum Şeyh Şamil’i şükürler olsun ki millî kahramanlarımızın ismini duyarak yetişmişiz. Bu günlere gelince 4 Şubat tarihinde yeniden hatırladım Şeyh Şamil’i. Fatihalar okudum. “Rabbim yüreği merhametli kahramanlarımızın sayısını artırsın” diyerek dualarda bulundum. Ve o güzel insanın hayatını sizlerle de paylaşmak istedim.

Gönüllü dağlılardan oluşan küçük ordusuyla 25 yıllık mücadelede Rus Çarlık İmparatorluğuna diz çöktüren Şeyh Şamil, 1797 veya 1799 yılında Dağıstan'ın Gimri köyünde dünyaya gelmiştir. İyi bir eğitim almıştır. İlk zamanlar Kadı-Molla'nın saflarına katılmıştır ve hızlı bir ilerleyiş sağlamıştır. Kadı Molla'nın ölümünden sonra İmam Hamzat'ın en yakın müritlerinden olmuş ve imamlığa da 1834'de Hamzat'ın şehit edilmesiyle geçmiştir. İmam Şamil, böylece müminlerin Kafkasya'daki lideri ve cihadın komutanı olmuştur.

Şeyh Şamil'in en büyük başarısı, dağlılardan düzenli bir ordu oluşturması ve Çeçenistan ile Dağıstan topraklarında "İslam Şeriat Hukuku" temelinde gerçek bir devlet kurmayı başarmasıydı. 1838 yılı Dağıstan ve Çeçenistan’da oldukça sakin geçti. 1839 Mayıs'ında General Grabbe, 30 bin kişilik ordusuyla Şeyh Şâmil’e karşı sefere çıktı. Şâmil, Ahulgoh’a çekilmek zorunda kaldı.

Ruslar 4 Eylül 1839’da Ahulgoh’u ele geçirse de binlerce kayıp verdi. Ahulgoh savunması, Kafkasya direnişinin bir dönüm noktası oldu. Kuşatmadan yedi müridiyle birlikte kurtulan Şeyh Şâmil önce İçkeriye’ye gitti. Bölgedeki bazı naiplerle hanları kendi yanına çeken Şeyh Şâmil, 1841 yılının ilk yarısını Çeçenistan ve Dağıstan’da Ruslara karşı düzenleyeceği saldırılar için hazırlık yapmakla geçirdi.

Kasım 1841 sonlarında Dağıstan’a girdi. 1842 yılına girerken Şeyh Şâmil, Çeçenistan ve Dağıstan’ın tek hâkimi oldu. 1843 Eylül’ünde, Ensal’i ve Avaristan’daki bütün Rus kalelerini fethetti. Şeyh Şâmil, 1844 yılı başlarında Kuzey Dağıstan’ın kesin hâkimi durumunda idi. 1846 Nisan'ında Şeyh Şâmil, Kabartay bölgesi üzerinden batıdaki Çerkezlerle birleşip Kafkasya’nın birliğini sağlamak amacıyla 14 bin askerle Şali’ye yürüdü. 1847 yılının ilk aylarını Vedeno diye adlandırılan yeni karargâhında geçiren Şâmil, haziran ayında Rus kuvvetlerine karşı kahramanca bir direniş gösterdi. Yaklaşık bir hafta süren çarpışmalarda Ruslar büyük kayıplar vererek geri çekildi. Ağustos-Ekim 1847’de Prens Vorontsov’un Şalti harekâtı, Haziran 1848’de General Argutinsky-Dolgurukov’un Gergebil, 1849 yazında Kibid Muhammed’in yeni karargâhı Çoh kuşatmaları dışında Kırım savaşının patlak verdiği Ekim 1853’e kadar Kafkasya’ya genellikle sükûnet hâkim oldu.

Kırım Savaşı sırasında Ruslara fırsat doğdu. İmam Şamil'in dış desteği kesilmişti. Osmanlı kendi problemleriyle uğraşıyordu. Şamil öylece zayıf düştü ve Ruslar Şamil'i yine hainlerin tuzağıyla barış görüşmeleri adı altında Gunip köyüne çağırdıklarında 1859'da esir aldı.

Tutsaklık, ne kadar iyi şartlar altında olursa olsun, Şeyh Şamil'in dayanabileceği bir şey değildi. On yıl sonra Kiev'e yerleşen Şeyh Şamil iyice çökmüş, yaşından daha fazla gösteren bir ihtiyar olmuştu. Bu sırada Kafkasya'da geziye çıkan II. Aleksandr, Kiev'e gelerek Şeyh Şamil'i ziyaret etti. Şamil, Çar’dan hacca gitmek için izin istedi. Onun bu isteğini yıllarca oyalayan II. Aleksandr, ikinci oğlu Muhammet Şefi'yi rehin bırakması şartıyla hacca gitmesine izin verdi. Şeyh Şamil,1870 yılı mayıs ayında, bir gemiyle İstanbul'a geldi. Parlak törenlerle karşılanan Şeyh Şamil, aynı gün Sultan Aziz tarafından Dolmabahçe sarayında kabul edildi. ''Babam Sultan Mahmut Han mezarından çıksa ancak bu kadar sevinir, heyecan duyabilirdim'' diyen Abdülaziz Şeyh Şamil'e kendisi ve çocuklarıyla ilgili bir isteği olup olmadığını sordu. Şeyh Şamil üzüntüyle; “Efendimiz ne istediğimi Ruslarla savaştığım sırada sorsaydınız daha iyi olmaz mıydı?” demekten kendini alamadı. Hacdan sonra Medine'ye geldiğinde hastalandı.

Kısa süren bu hastalığında aile efradı, beraberinde gelip kendisine hizmet edenlerle ve ziyaretine gelenlerle vedalaştı. Sultan Abdülaziz‘e Rus Çar’ında rehin bıraktığı çocuklarının kurtarılmasını Devlet-i Aliyye-i Osmaniye‘de vazife verilmesini bildiren bir mektup yazdırdı. Sonra başında okunan Kur’an-ı Kerim tilavetleri arasında 1871’de kelime-i şehadet getirerek vefat edip, sevdiklerine kavuştu. Cennetü’l-Baki kabristanına defnedildi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selman Devecioğlu - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ereğli Haberleri Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ereğli Haberleri hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Ereğli Haberleri editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ereğli Haberleri değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı için zorunluluk getirilmeli mi?